Haziran 20, 2019, 14:43:32 ös

Gönderen Konu: Kardeþ Ali - Ýyilik Timsali  (Okunma sayısı 971 defa)

Çevrimdışı Hüseyin102

  • İleti: 48
  • Karma: 3
    • Profili Görüntüle
Kardeþ Ali - Ýyilik Timsali
« : Ekim 19, 2016, 10:56:06 öö »

Eski zamanlardan birinde Ali adýnda bir genç yaþarmýþ. Doðduðundan beri köyünden dýþarý çýkmamýþ. Duyduðu, gördüðü, bildiði hep köyüne ait þeylermiþ. Kendisi baþkalarýnýn iþine karýþmaz, kimse hakkýnda kötü söz söylemez, babadan kalma tarlayý anasýyla birlikte ekip biçer, karýnca kararýnca geçinip giderlermiþ. Köy arazisinin yarýdan fazlasýnýn sahibi çok zengin iki kiþiymiþ. Bu iki köy aðasý köyde yaþayanlarýn üç gruba ayrýlmalarýna neden olmuþlar. Ýlk iki grup bu aðalarýn tarlalarýnda çalýþan iþçilermiþ. Köy aðalarýndan birisi kendi iþçilerini diðer aðadan saklar, fakat diðer aðanýn iþçilerini kendi tarafýna çekmek için yoðun çaba sarf edermiþ. Durup dururken karþý tarafýn bir iþçisi hakkýnda söylenti uydurur, bu söylentinin aðanýn kulaðýna gitmesini saðlar, aða ile iþçisinin arasýnýn açýlmasýna sebep olurmuþ. Aða taþýn karþý taraftan atýldýðýný, söylentinin asýlsýz olduðunu bildiði halde karþý taraf taþý öyle bir gediðine koyarmýþ ki yine de þüphelenmesine engel olamazmýþ.

Üçüncü grup ise, kendilerine ait tarlalarý bulunan, geçimlerini buralardan temin eden baðýmsýzlarmýþ. Ýki aða baðýmsýz olanlarý da kendi taraflarýna çekmek için uðraþýrlar, baðýmsýzlarýn kendi aralarýnda bölünmelerine sebep olurlarmýþ. Sadece Ali ve anasý ile uðraþan olmazmýþ. Köy halký Ali’yi iyilik timsali olarak görürmüþ. Bu yüzden onu çocukluðundan beri Kardeþ Ali diye çaðýrýrlarmýþ. Kardeþ Ali köy halkýnýn birbirini çekiþtirmesine, komþularýn gürültülerine, kavgalarýna istemeyerek kulak misafiri olur, sen haklýsýn, sen haksýzsýn diye hiç kimse için fikir ileri sürmez, yorum yapmazmýþ. Yalnýz kaldýðý zamanlar düþüncelere dalar, “ Bu kavgalar, bu anlaþmazlýklar neden oluyor? Neden birbirlerini çekemez bu insanlar? Kavgasýz yaþamak daha kolay deðil mi? Anlaþsalar, anlayýþla karþýlasalar küçücük hatalarý. Ýncir çekirdeðini doldurmayacak þeyler için kalp kýrmasalar, gönüllerini hoþ tutsalar, üzmeseler baþkalarýný “ dermiþ kendi kendine. Ararmýþ bu sorularýn cevabýný. Ýstermiþ bu durumu bütün açýklýðýyla kendisine anlatabilecek birisi olsun. Belki o zaman üzüntüsü biraz hafifler, iyiliklerle dolu yüreði huzur bulurmuþ.

Günün birinde köye bir satýcý gelmiþ. Bu satýcý “ Ýyilik Ýlacý “ satarmýþ. Köylülerin çoðunluðu
birer tane iyilik ilacý satýn almýþlar. Kardeþ Ali “ Ben zaten kötü birisi deðilim ” diye düþünüp almamýþ. Aradan üç hafta geçmiþ. Kardeþ Ali bir sabah evinden çýkýp tarlaya giderken yolda iki köylüye rastlamýþ. Köylüler, selam verip konuþarak, gülüþerek geçip gitmiþler. Kardeþ Ali aðzý bir karýþ açýk arkalarýndan bakakalmýþ. Kendi kendine: “ Ya bu ne iþtir? Bunlar yýllardýr birbirlerine yapmadýklarýný býrakmamýþlardý. Daha geçen hafta köy meydanýnda yumruk yumruða kavga etmiþler, altý kiþi zor ayýrmýþtýk. Kavgayý sona erdireyim derken, enseme bir yumruk yemiþtim. Þu hallerini gören bunlarý yirmi yýllýk dost sanacak. Vay be, gel de þaþýrma!..” diyerek gülmüþ. Daha sonraki günlerde tanýk olduðu olaylar þaþkýnlýðýnýn daha da artmasýna sebep olmuþ Kardeþ Ali’nin. Köyün sahibi olan iki aðanýn iþçilerini tarlalarda birlikte çalýþýrken görüyor, bu yakýnlaþmanýn, köydeki düþmanlýklarýn yavaþ yavaþ ortadan silinmesinin anlamýný bir türlü anlayamýyormuþ. Hele hele köy halkýný üç gruba ayýran, birbirlerini günahlarý kadar sevmeyen iki köy aðasýný kol kola girmiþler, konuþarak giderken görünce þaþkýnlýðý doruða çýkmýþ. Kimselere de soramamýþ: “ Siz on gün önceye kadar birbirinizin adýný bile anmazdýnýz. Nasýl oluyor da þimdi beraber çalýþýyor, beraber geziyorsunuz diye. Sonra ya derlerse bana, bak Kardeþ Ali, biz evvelden düþmanmýþýz, þimdi dost olmuþuz, bunun sana ne zararý var? Yoksa sen bizim dost olmamýzý istemiyor musun? diye. Ben onlara nasýl cevap veririm? “ Bundan dolayý çaresiz kalmýþ, içi içini yemeye baþlamýþ.

Düþünmeden sorulara cevap bulunmaz derler. Kardeþ Ali’de düþüne düþüne sorularýný kendisi cevaplamýþ. Her þeyin sebebinin iyilik ilacý olduðunda karar kýlmýþ. Ýyilik ilacýný sýrrýný satýcý açýklayabilir demiþ. Ertesi gün satýcýyý köy kahvesinde çay içerken görmüþ. Yanýna oturmuþ, þuradan buradan konuþmuþlar. Daha sonra dýþarýya çýkmýþlar, dolaþmýþlar, yorulmuþlar. Dinlenmek için bir aðacýn altýna oturmuþlar.

Kardeþ Ali:

“ Bizim köye kýrk gün önce geldiniz. Bu kýrk gün içinde çok kiþiye iyilik ilacý sattýnýz. Yýlardýr köyde süregelen kavgalar, anlaþmazlýklar, taraf tutmalar þu anda sona ermiþ bulunuyor. Bu iyilik ilacýnýn sýrrý nedir? Nasýl oluyor da bir köy halkýný iyiliðe, doðruluða, güzelliðe doðru peþinden sürüklüyor? “ diye sormuþ. Satýcý, Kardeþ Ali’nin söylediklerini gülümseyerek, dikkatle dinlemiþ, sonra konuþmaya baþlamýþ:

“ Ýnsanoðlu doðduðu anda bir baþkasý için kötülük düþünemeyecek kadar saf ve temiz aslýnda zavallý bir canlýdýr. Annesinin geniþ ilgi ve özeniyle diðer canlýlara göre oldukça zor ve yavaþ büyür, geliþir. Melek gibi bir kalbi vardýr. Ailesi içinde ve yakýn çevresinde ne görüyorsa gördüklerini, ne duyuyorsa duyduklarýný aynen tekrarlar. Tekrar ederken de bir þeyler öðrenir. Öðrendikleri doðru veya yanlýþ olabilir. Doðru iyiyi ve güzeli, yanlýþ kötüyü ve çirkini oluþturur. Önemli olan, doðru ile yanlýþý birbirinden ayýrabilmektir. Çocuk büyüdükçe bunun farkýna varmaya baþlar. Bazý davranýþlarýnýn doðru olmadýðýný bile bile nedenini kendisinin bile anlayamadýðý bir umursamazlýkla uygulamaya baþlar. Ýþte bu sýralarda çocuðun kendisini bilerek, hatasýný anlayarak vazgeçmesi veya büyükleri tarafýndan hatalarý güzellikle anlatýlarak vazgeçirilmesi gerekir. Eðer çocuðun büyükleri ve yakýnlarý da hatalar, yanlýþlýklar içindeyse, birbirlerine ve baþkalarýna davranýþlarý sevecen deðilse nasihatler on para etmez. Çocuk bana bunu yapma diyorlar ama benim yaptýklarým onlarýnkinin yanýnda hiç kalýr der ve bu da kalbine atýlan kötülük tohumlarýnýn hýzlý bir þekilde çimlenip büyümesine, fidan haline dönüþmesine olanak hazýrlar. Yani yýllar geçtikçe kötülük yapma eðilimi hýzlanarak artacaktýr. Sizin köydeki duruma gelince: Burada bulunan zengin iki köy aðasý köylüler arasýndaki kavgalarýn gereðinden fazla artmasýna neden olmuþlar. Köyünüze ilk geldiðimde konuþtuðum birkaç kiþi bu durumun sona ermesini candan istiyorlardý. Hiç kimseye hiçbir þey kazandýrmayan kavgadan, gürültüden býkmýþlardý. Bundan dolayý birer tane iyilik ilacý aldýlar. Köy aðalarýnýn aralarýný bulup barýþtýrmam iyilik ilacýnýn etkisini fazlalaþtýrdý. Ýyilik ilacý, kayýsý suyu ve þekerle hazýrlanmýþ bir çeþit þerbettir. Ýyilik ilacýnýn sýrrý içeriðinde deðil, insanlara iyiliðin hatýrlatýlmasýnda gizlidir. “

Kardeþ Ali ne zamandýr kafasýný kurcalayan sorularýn cevaplandýðýný gördükçe çok mutlu olmuþ. Satýcý son cümlesini bitirince þöyle bir soru sormuþ: “ Ýnsanlar arasýndaki bu kýsýr çekiþmeler bir gün bitecek mi, böyle bir ihtimal var mý? “ Bunun üzerine satýcý: “ Aradan yüzyýllar geçse bile, insanlar, toplumlar, uygarlýklar ne kadar deðiþse bile yine insan insanlýðýný gösterecek tartýþmalar, anlaþmazlýklar, kavgalar hiçbir zaman sona ermeyecektir “ diyerek sorunun cevabýný vermiþ. Satýcýnýn bu cevabýndan sonra derin bir sessizlik olmuþ. Aradan birkaç dakika geçtikten sonra Kardeþ Ali’nin son bir soru sormaya hazýrlandýðýný fark eden satýcý: “ Dur Kardeþ Ali. Þimdi senin bana sormak istediðin soruyu kendi kendime sormama izin ver. Madem olumsuz olacak bu iþin sonu bunca çaban niye? Ýyilik ilacý niye? Benim çabalarým: 1- Zaman içinde gitgide artmakta olan kötü davranýþlara ve kötü insanlara karþý iyilik kalesini takviye etmek, iyilik yapanlarýn ve iyi insanlarýn çoðalmasýný saðlamak.
2- Köy, kasaba, þehir gibi yerleþim birimlerinde yaþamakta olan insanlara iyilik, güzellik diye bir þeylerin var olduðunu hatýrlatýp doðru yolu bulmalarýna yardýmcý olmak þeklinde özetlenebilir “ dedikten sonra kafasýný kaldýrmýþ, etrafýna bakýnmýþ: “ Eee.. Kardeþ Ali! Farkýnda mýsýn bilmem, hava kararmaya baþladý. Yavaþ yavaþ kalkalým istersen “ demiþ satýcý ve Kardeþ Ali ile birlikte köye doðru yola koyulmuþlar.

Satýcý o akþam Kardeþ Ali’lerin evinde misafir kalmýþ. Yemekten sonra satýcý iyilik ilacý satma görevinin kendinden bir önceki satýcý olan hocasý Mahir Bey tarafýndan bundan on sekiz yýl önce verildiðini, o zamanlar yirmi iki yaþýnda olduðunu söylemiþ. Ýnsanlara iyilik öðretmekle geçen on iki yýl süresince pek çok gerçekten iyi insana rastladýðýný, fakat bunlarý kusursuz bulmadýðý için güvenemediðini anlatmýþ. Satýcý: “ Ýyilik ilacýnýn sýrrýný sadece sana anlattým Kardeþ Ali, sadece sana inandým, sadece sana güvendim. Benden sonrasý için bu görevi sana býrakmak istiyorum “ deyince Kardeþ Ali bu teklifi kabul etmiþ. Satýcýnýn kendi tecrübelerine dayanarak yazmýþ olduðu “ Ýnsanlara Ýyilik Nasýl Öðretilir “ adlý kitabý ve atlý bir araba alabilmesi için satýcýnýn verdiði parayý almýþ. Zamaný gelince, köyünden ayrýlýp iyilik ilacý satmaya baþlayacaðýna söz vermiþ. Satýcý bu köyde on beþ gün daha kalmýþ. Köyde yaþayanlara iyi insan olmanýn faziletlerini anlatmýþ. Yaptýðý iyilik aþýsýnýn tuttuðuna iyice inandýktan sonra herkesle teker teker vedalaþýp iki atýn çektiði arabasýna binmiþ ve köylüler kendisini davul-zurna çalarak, oyunlar oynayarak yolcu etmiþler. Satýcý köyden iyice uzaklaþýnca düþüncelere dalmýþ. “ Hocamdan ayrýldýktan yýllar sonra köyün birine iyilik ilacý satmak için gitmiþtim. Köye benden birkaç gün önce gelmiþ olan hocamla karþýlaþmýþtým. Hocam bana, geç kaldýn Yakup. O iyilik ilaçlarýný kendin iç, demiþti gülerek ve beni sevinçle kucaklamýþtý. Kim bilir, belki ben de Kardeþ Ali ile bir yerlerde karþýlaþýrým, kim bilir? “