Mayıs 18, 2022, 00:17:19 öö

Son İletiler

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10
21
Geyik alaný / Ynt: O mu Bu mu?
« Son İleti Gönderen: ays Ocak 25, 2017, 00:33:35 öö »
yaðmur

derdini-sikeyim
22
Geyik alaný / Ynt: O mu Bu mu?
« Son İleti Gönderen: Insect Ocak 20, 2017, 23:34:25 ös »
sosyoloji

kar-yaðmur
23
Geyik alaný / Ynt: Napýyorsunuz?
« Son İleti Gönderen: Insect Ocak 20, 2017, 23:31:02 ös »
Benim hala alýþkanlýktan internet gitti mi gitmedi mi diye kontrol etmek için ilk yazdýðým site oluyor fifadelisi. :) Onun dýþýnda da yokluyorum arada ama masalcý bir arkadaþ haricinde yazan yok sanýrým  :D
24
Geyik alaný / Ynt: Napýyorsunuz?
« Son İleti Gönderen: WatCheR Ocak 19, 2017, 16:29:53 ös »
Kapatmadým siteyi ve forumu ama ben bile girmiyorum artýk.
Yaþ oldu 38
2 senedir fifa bile oynamýyorum. Kýz büyüdü 7 yaþýna gircek bu sene
25
Geyik alaný / Ynt: O mu Bu mu?
« Son İleti Gönderen: Thecollector Ocak 17, 2017, 21:59:34 ös »
Fransýzca


Sosyoloji psikoloji
26
Geyik alaný / Napýyorsunuz?
« Son İleti Gönderen: Thecollector Ocak 17, 2017, 21:58:17 ös »
ufuk abi acaba kapattý mý forumu maddiyattan dolayý diye giriþ yapýp bakýyorum.

hazýr daha kapanmamýþken. napýyorsunuz? iþ güç?

Ufuk abi kýzýn büyüdü mü nasýl oldu?
27
Edebiyat / Futbolcu Ayka
« Son İleti Gönderen: Hüseyin102 Aralık 24, 2016, 11:04:53 öö »

Ayka  küçük bir çocuktu. Çok seviyordu  Ayka  futbol oynamayý, top peþinde koþmayý. Ayka’nýn  maçýný seyreden bir yabancý  sekiz – on çocuk arasýnda  Ayka’yý  hemen  fark ederdi. O, maç süresince hiç durmaz, devamlý koþar, forvet oynamasýna karþýn, gol atmak kadar gol yememenin maç kazanmaktaki önemini bilir ve defanstaki arkadaþlarýna sýk sýk yardýma gelirdi. Ayka gerçekten iyi bir golcüydü. Rakip ceza sahasý içinde yakaladýðý toplarý affetmez, gole çevirirdi. Bir maçta üç – dört gol atmak Ayka için sýradan bir olaydý. Arkadaþlarý arasýnda yaptýklarý maçlarda Ayka þimdiye kadar baþý önde sahadan hiç ayrýlmamýþtý.

Ayka büyüdükçe aralarýnda yaptýklarý maçlarý yeterli görmemeye baþladý. Artýk kendi mahallesinde maç yapmaktan kurtulmalý, þehrin diðer mahallelerinde bulunan çocuklarla da maç yapmalýydý. Ancak bu þekilde futbolunu ilerletebileceðini düþünüyordu. Büyüdüðü zaman iyi bir futbolcu olmak istiyordu. Ayka diðer çocuklarýn birer takým kurmuþ olduklarýný, kendilerinin de bir takým kurmalarý gerektiðini, daha sonra o takýmlarla maç yaparak tecrübelerini arttýrmalarýnýn mümkün olacaðýný arkadaþlarýna söyleyince bu öneri kabul edildi. Takýmýn adý Çelikspor olacaktý.

Çelikspor ilk maçýnda takýmda birlik olmamasý ve oyuncularýn gol atma sevdasý yüzünden ilk devreyi  2 – 0  yenik kapadý. Devre arasýnda arkadaþlarý  birbirini suçlarken, Ayka biraz ötede yere oturmuþ, onlarý kýzgýn bir vaziyette izliyordu. Ýkinci devre takýmýn en arka sýrasýnda sahaya çýkan  Ayka  kararýný çoktan vermiþti. Kesinlikle ileri gitmeyecek, defansýn en gerideki oyuncusu olarak libero oynayacaktý. Ýkinci devre Çelikspor’un  yoðun baskýsý altýnda baþladý. Saðdan – soldan ataklar Çelikspor’dan  geliyordu. Fakat bu ataklar bir sonuca baðlanamýyor, gol olmuyordu. Bu arada Ayka rakip takýmýn ani olarak geliþtirdiði ataklarda çoðu zaman iki – üç rakip oyuncuyla tek baþýna mücadele ediyor, onlarýn gol atmasýna engel olmak için kendini yerden yere atýyor, takýmý bir gol daha yemesin diye, akýllara durgunluk verecek bir þekilde gücünün sýnýrlarýný sonuna kadar zorluyordu.

Ýkinci devrenin ortalarýna doðru orta sahada boþ bir top yakalayan  Ayka saða doðru yöneldi. Önüne çýkan iki oyuncuyu geçtikten sonra  korner direði yakýnlarýndan topu kaleye ortaladý. Topu çok iyi takip eden Çelikspor kaptaný güzel bir kafa vuruþuyla ilk golü attý. Çelikspor’ lu  oyuncular kaptanlarýný sevinçle kucakladýlar. Gollük ortayý Ayka’nýn yaptýðýnýn hiçbiri farkýnda deðildi sanki. Ayka’ya dönüp bakan bile yoktu. Ayka da gidip kaptaný tebrik etmedi, defanstaki görevine döndü. Maçýn son dakikalarýnda Çelikspor bir gol attý ve maç 2 -2  berabere sona erdi.

Çelikspor bir hafta sonra ikinci maçýný oynamak için sahaya çýktý. Ayka listede forvet yazýlmasýna karþýn, maç baþladýktan bir – iki dakika sonra defansa döndü. Ýlk maçta yaptýðý hataya düþerek karþý takýmýn kalabalýk defansý arasýnda  kaybolmak istemiyor, savunmayý garantiye alarak planýný gol yememek üstüne kuruyordu. Nasýlsa arkadaþlarý bir gol atarlar ve maçtan galip ayrýlýrlardý. Çelikspor  rakip takýmdan daha atak oynuyor fakat dakikalar geçtikçe beklenen gol bir türlü gelmiyordu. Ýlk devre  0 – 0  sona erdi. Ýkinci devre Çelikspor ataklarýný daha da sýklaþtýrdý. Bir aralýk orta sahada topla buluþan Ayka topu sürmeye baþladý. Pek üzerine gelmiyorlardý. Oyunun baþýndan beri defansta oynadýðý için dikkati çekmemiþti. Ayka kaleye doðru yaklaþtý. Üzerine gelen iki oyuncunun arasýndan sýyrýldý. Artýk kaleciyle karþý karþýyaydý. Ayka sert bir þutla ilk golü attý. Golden sonra arkadaþlarý Ayka’yý  tebrik ettiler. Daha sonra Ayka ileriye dönük oynamaya baþladý. Bu,  Çelikspor’a  canlýlýk getirmiþti. Nitekim sonraki dakikalarda iki gol daha atan Çelikspor sahadan  3 – 0  galip ayrýldý.

Ayka  daha sonraki maçlarda hep forvette oynadý, pek çok gol attý. Geçen zamanla birlikte Ayka da büyüyor, geliþiyordu. Bir gün takým kaptaný Ýsmail, Ýnegölspor  genç takýmýndan teklif aldýðýný,  artýk Çelikspor’dan  ayrýlacaðýný söyledi ve arkadaþlarýyla vedalaþarak gitti. Bunun üzerine Ayka,  Ýnegöl Ýdmanyurdu genç takýmýna giderek antrenmanlara kendisinin de katýlýp denenmesini, eðer beðenilirse, bu takýmda oynamak istediðini söyledi.

Ayka  ilk antrenman maçýnda birbirinden güzel 3 gol atýnca  teknik direktör, Ayka’yý takýma aldýðýný  açýkladý ve baþarýlar diledi. Ayka daha sonraki antrenman maçlarýnda attýðý gol adedini giderek fazlalaþtýrdý. Süratli ve hýzlý oyunu sayesinde bazen  4 – 5  gol attýðý bile oluyordu. Takýmda onun kadar çok gol atan oyuncu yoktu. Ayka zamanla teknik direktörün bu durumu görmezden geldiðini fark etmekte gecikmedi. Arada bir  2 – 3  gol atan oyuncu takdir edildiði, bravo, bugün çok iyisin, diyerek alkýþlandýðý halde kendisinin bir kez olsun tebrik edilmediðini gördükçe caný iyiden iyiye sýkýlmaya baþladý. Bu durumun nedenini çok düþünüyor fakat mantýksal bir açýklamasýný yapamýyordu.

Birkaç ay sonraki o son antrenman maçýnda Ayka’nýn  söylediklerinde ne kadar haklý olduðu ortaya çýkacaktý. Genç takýmlar arasýndaki maçlar haftaya baþlýyordu. Teknik direktör ideal kadroyu bugün belirleyecekti. Oyuncular canlarýný diþlerine takýp oynamalý ve kadroya girmeliydiler. Bazý oyuncular arkadaþlarýný getirmiþti, hatta kardeþlerini bile getirenler vardý. Ayka bunlarýn çoðunu ilk kez görüyordu, daha önce hiçbir antrenmana gelmemiþlerdi. Teknik direktör  A takýmýnýn kadrosunu okuduðunda Ayka ismi bu kadroda yoktu,  A takýmýnýn yedeklerinde bile. Halbuki bu kadrodakiler devamlý olarak antrenmanlara çýkan oyunculardý. Ayka’nýn da  A  takýmýnda yer almasý gerekirdi. Ayka da onlarla birlikte bu günler için hazýrlanmýþ, hiçbir antrenmaný kaçýrmamýþ, yaðmur - çamur demeden antrenmanlara gelmiþ, ter dökmüþtü. Olsun, diye düþündü, Ayka. Ben  B takýmýnda da oynar, kendimi gösteririm.

Biraz sonra  B  takýmýnýn kadrosu okunduðunda Ayka  B  takýmýnda bile isminin geçmediðini üzülerek gördü. B  takýmýnda oynayacak oyuncularýn çoðu ilk kez antrenmana geliyorlardý. Teknik direktör daha sonra  B  takýmýnýn yedeklerini okudu. Yedekler  5  oyuncudan oluþuyordu ve son isim olarak  Ayka  denmiþti. Takýmlar sahadaki, yedekler de saha kenarýndaki yerlerini aldýlar ve teknik direktörün düdüðüyle maç baþladý. Ayka oturup kaldýðý yerde hýrsýndan titriyordu. “ Vay vay vay.. Demek öyle ha.. Demek artýk kartlarýný açýk oynuyorsun. Ne yaptým sana ben, ne istedin benden?  Fakat gelip de beni oynat diye yalvarmam sana. Ýkinci devre baþlarken yedeklerin hepsi oyuna girecek dedin. Ne diyeyim ikinci devre görüþürüz senle. “

Birinci devre sona erdiðinde  A  takýmý  2 – 1  galip durumdaydý. Devre arasýnda teknik direktör  A  takýmý oyuncularýna:  “  Ýyi oynuyorsunuz, fakat pek çok gol pozisyonunu cömertçe harcadýnýz. Takýmda gol kýsýrlýðý var. Gol atýn,  gol.. “  dedikten sonra,  A  takýmýndaki oyunculardan bazýlarýný çýkarýp yerlerine  A  takýmýnýn tüm yedeklerini oyuna dahil etti. B  takýmýnýn  3  oyuncusu da oyundan çýkarýldý, yerlerine  3  yedek oyuncu alýndý. Þimdi o kadar oyuncu bolluðu arasýnda ikinci devre bile oyuna baþlayacak yeterlilikte bulunmayan  B  takýmýnýn  2  yedeði kalmýþtý. Biri  yeni gelen birisi, diðeri de Ayka?  Sözde ikinci devre baþlarken yedeklerin hepsi oyuna girecekti.

Maçýn bitmesine  15 dakika kalmýþtý ki,  B  takýmý  4. golü yedi. Durum  4 – 1  olmuþtu. Bunun üzerine teknik direktör  B  takýmýndan  2  oyuncuyu çýkardý ve son kalan 2  yedeði oyuna dahil etti. Ayka maçýn bitmesine az bir süre kaldýðýnýn farkýndaydý. Bu sürede tüm gücünü sarf edecek,  hiç olmazsa bir gol atýp, onu utandýracaktý. Ayka top nerede ise oraya koþtu, çok çalýþtý, didindi, kan ter içinde kaldý. Ayka’nýn  oyuna girdiði andan itibaren birbirlerine pas vermekte zorluk çekmeye baþladýklarýný fark eden  A  takýmý oyuncularý þaþýrmýþlardý. Ýnanýlýr gibi deðildi ama bir Ayka  koca takýma yetiyordu. Ayka’nýn  korkunç presi altýnda giderek gerileyen  A  takýmý tüm oyuncularýyla defansa çekildi.

Maçýn baþýndan beri daðýnýk bir futbol sergileyen  4 – 1  yenik durumdaki  B  takýmý, Ayka’nýn  oyuna girmesiyle canlanmýþ, diðer takýmýn yaptýðý pas hatalarýný deðerlendirip, pek nadir olarak geliþtirdikleri ataklarýný sýklaþtýrmýþtý. Topu kapan  B  takýmý oyuncusunun gözleri Ayka’yý  arýyor, eðer yakýnda ise, Ayka’ya  pasýný veriyor, topla buluþan Ayka ileri atýlýyordu. Maçýn bitmesine  5  dakika kalmýþtý ki, rakip ceza sahasýna giren bir oyuncu son vuruþunu yapacaðý sýrada düþürüldü. Karar penaltýydý. Ýþte o an geldi diye düþündü Ayka, topu aldý, penaltý noktasýna dikti. Topa vurmak için gerilirken teknik direktörün biraz ilerden,  hayýr Ayka, sen býrak, penaltýyý Muzaffer atsýn,  dediðini iþitti. Kulaklarýna inanamadý. Acaba yanlýþ mý anladým diye düþünerek sesin geldiði tarafa döndü. Teknik direktör penaltý noktasýna gelerek, gel Muzaffer, penaltýyý at,  deyince Ayka kahroldu. Demek yanlýþ anlamamýþtý ve penaltýyý Muzaffer atacaktý. Ayka’nýn  sinirleri iyice gerildi. Ahlaksýz diye mýrýldandý. Kenara çekildi. Gol olmaz da utanýrsýn belki diye düþündü. Dayanamýyordu artýk gururuyla bu derece oynanmasýna, neredeyse patlayacaktý. Biraz sonra atýlan penaltý gol olunca,  B  takýmýnýn yaþadýðý sevinç birden üzüntüye dönüþtü.                                               

Ayka patlamýþtý. “  Artýk senin takýmýnda oynamam ben. Hemen þimdi gidiyorum ve bir daha da dönmeyeceðim “  diye baðýrýrken sýrtýndan çýkardýðý formasýný yere attý. Ayka daha sonra saha dýþýna çýktý ve elbiselerini aldý. Peþinden gelen teknik direktör ismet rezil olmuþtu. “ Dur Ayka, bari maçý tamamla “ dedi, Ayka’nýn  yanýna gelerek. Ayka: “ Sen de maçýn da yerin dibine batsýn. Oynamýyorum iþte “ dedikten sonra yürüdü gitti. Yolda Ayka bu olanlarý  bir gün dünyaya duyuracaðýna dair kendine söz verdi.

Aradan birkaç ay geçtikten sonra  Ayka ve ailesi Bursa’ya  taþýndý. Belki de böylesi daha iyi olacaktý. Bursa, Ýnegöl’den  çok daha büyüktü. Pek çok takým vardý burada. Bir takýma giriverirdi ve futbolunu oynardý. Fakat bir takýma girivermek o kadar kolay deðildi. Ayka bu koca þehirde kimseyi tanýmýyordu, ailesi de yardýmcý olamazdý. Ne yapacaksa kendi yapacaktý ve mutlaka bir takýma girecekti. Zaman boþa geçmemeliydi. Antrenmansýz geçen her gün Ayka’yý  formdan düþürebilirdi. Ayka, Bursa Atatürk Stadyumu’na  giderek koþu antrenmanlarýna baþladý. Ýki ay kadar burada koþularýný sürdüren Ayka, bir gün orada tanýþtýðý bir koþucuya  “ Ben aslýnda futbol oynuyordum. Bursa’ya  yeni taþýndýk. Formumu kaybetmeyeyim diye gelip burada koþuyorum “  deyince  Cavit Önge adýndaki koþucu “ Ben de Muradiyespor Kulübü’nün atletizm takýmýndayým. Bizim kulübün futbol þubesinde gel oyna istersen “ dedi. Ayka buna çok sevindi ve ertesi gün soluðu Muradiyespor Kulübü’nde aldý.

Muradiyespor futbol takýmýyla antrenmanlara baþlayan Ayka diðer yandan da koþu antrenmanlarýný hiç aksatmýyordu. Artýk 16 yaþýnda bir genç olmuþtu ve büyüdüðü zaman iyi bir futbolcu olmanýn çok iyi bir kondisyonla mümkün olacaðýný biliyordu. Bir gün Ayka stadyumda þortla koþmuþ, dinleniyordu. Diðer sporcularý seyre dalan Ayka havanýn aniden soðuduðunu fark edememiþti. Hafif bir yaðmur çiseliyordu. Oldukça fazla dinlendiðini neden sonra anladý Ayka. Üþümüþtü. Oturduðu yerden kalktý. Bir süre daha koþtuktan sonra elbiselerini giymek için içeri girdi. Ertesi gün dizlerinin sýzladýðýný fark etti. Birkaç gün sonra da zorlukla yürüyebildiðini. Bazen ayakta dururken dizleri tutmayýveriyordu. Sanki boþlukta dikiliyor gibi oluyordu ve bir adým atmaya kalksa belki yere düþecekti.

Ýþte böyle anlarda hemen tutunacak bir yer arýyordu. Bir aðaç, bir duvar artýk ne olursa oraya tutunarak ayaklarýný ileri, geri oynatýyor ve biraz dinlendikten sonra yürümesi mümkün oluyordu. Ayka birkaç gün sonra hastaneye giderek muayene oldu ve kendisine verilen merhemi her gece yatmadan önce dizlerine sürmeye baþladý. Daha sonra dizliklerini takan Ayka sessizce yataðýna yatýp uyuyordu. Bir hafta süren bu çok zor günlerden sonra dizlerindeki sýzýnýn geçmeye baþladýðýný gören Ayka tekrar Muradiyespor futbol takýmýyla antrenmanlara çýkmaya baþladý. Gece kroslarýnda takýmýn ön sýrasýnda koþuyordu. Gündüz yapýlan antrenmanlarda birbiri ardý sýra goller atýyordu fakat alt eþofmanýnýn içinde dizlikleri hep vardý ve eðer dizlikleri olmasa ne ön sýrada koþabilir ne de goller atabilirdi, bunun farkýndaydý. Amatör küme maçlarý  baþlamýþtý. Muradiyespor  ilk maçýna  yeni bir teknik direktörle çýkacaktý. Takým hazýrdý, kadro okunuyordu. Ayka sevindi. Santrfor oynayacaktý. O ara eski teknik direktör geldi, kulüp baþkaný ve bir idareci yeni teknik direktörle bir þeyler konuþtular. Ayka’nýn kesik kesik de olsa duyduklarý þunlardý: Bak iki ayaðýnda da dizlik var…ayaklarý sakat onun…”

Ayka’nýn oynatýlmadýðý o ilk maçta Muradiyespor  0 – 0 berabere kaldý. Ayka yedekler arasýnda bile deðildi. Anýnda kadrodan çýkarýlmýþ ve maçý tribünlerden izlemek zorunda býrakýlmýþtý. Ayka birkaç ay bu duruma tahammül ettikten sonra sessiz sedasýz takýmdan ayrýldý. Asla tahmin edilemeyecek kadar çok üzülüyordu. Ayný zamanda futboldan zorla koparýlmýþtý. Artýk sadece stadyumda koþuyor ve aðýrlýk çalýþmasý yapýyordu. Bu durum tam bir yýl iki ay sürdü ve bir tanýdýðýn yardýmýyla Bursaspor Genç Takýmý’na  girdi. Bir ay süren futbol derslerinden sonra sahaya inildi ve takým seçmelerinde Ayka ne yazýk ki seçilemedi. Tek maçta ne oynayabilirsen oynayacaktýn. Tüm hünerini gösterip takýma girecektin. O maçta Ayka biraz da tutuk oynamýþtý, fakat seçilememesini þuna baðlýyordu:

“ Kaleciler ayrýldý, diðer oyuncular defans, orta saha, forvet diye ayrýldý. Ben forvet oynayanlar tarafýna geçtim. Teknik direktör Necmi Güzey, sen solaçýk oyna, dedi. Ben aslýnda santrforum, defansta da oynadým, fakat solaçýkta hiç oynamamýþtým. Solaçýk oynayanýn sol ayaðý çok iyi olmalý, solaçýkta her oyuncu oynayamaz. Týpký her oyuncunun santrfor veya kaleci olamadýðý gibi. Maç boyunca pek çok defa soldan ataklar yaptým. Topu düþe kalka sürdüm götürdüm. Karþý takýmýn defansý tekme atmakta ustaydý. Sað ayaðým Türkiye haritasýna dönmüþtü. Kale önüne çok ortalar yaptým. Fakat yanlýþ pas verdiðim durumlar da oldu. Tabii ki, pas hatasý yapan tek ben deðildim. Her futbolcu her maç mükemmel oynasa, her kaleye vurulan þut gol olsa futbolun tadý kalmaz. Ben de o maçta çok iyi oynayamadým, bunu inkâr etmiyorum. Eðer seçilebilseydim o takýma gerçekten çok iyi olacaktý. “   

Ayka daha sonra Ývazpaþa  adýndaki amatör küme takýmýna girerek, bu takýmla antrenmanlara baþladý. Umut doluydu yüreði kar, yaðmur, çamur demeden koþuyordu antrenmanlara ve hiçbir antrenmaný kaçýrmýyordu. Onun bu iyi niyetli var olma savaþý görmezden gelinemezdi. Uludað yolunda yapýlan bir gece krosundan sonra idarecilerden biri:  “ Ayka, amatör küme maçlarý yakýnda baþlýyor. Gerekli evraklarý getir de sana lisans çýkartalým “  deyince Ayka, “ Olur. Yarýn evraklarý kulübe getiririm “ dedi. Ertesi gün sabah erkenden Ayka gerekli evraklarý kulübe getirip idareciye teslim etti.

Ývazpaþa takýmýnýn antrenman maçlarýnda Ayka artýk öyle eskisi gibi birbiri ardý sýra goller atmýyordu. Daha çok defans-orta saha karýþýmý bir futbol oynuyordu. Burada biraz þaþýrmamak elde deðil. Hani Ayka gol demekti? Bu büyük deðiþimin sebebi neydi? Dilerseniz bu durumun açýklamasýný, aradan uzun yýllar geçmesine karþýn, o günleri hiç unutmamýþ olan ve hatýralarýný taptaze, canlý olarak belleðinde yaþatan Ayka’dan alalým:  “ Sebeplerden birincisi, takýmdaki pek çok oyuncu yýllardýr bu takýmda oynuyor. Takýmýn golcüsü var. Bazý antrenman maçlarýnda bir-iki gol attýðý oluyordu, ama attýðýndan kat kat fazlasýný kaçýrýyordu. Ýkincisi, þimdiye kadar hep çok gol atmýþtým da ne olmuþtu? Neden attýðým goller önemsenmiyordu? Bunu fark ediyordum ve çok düþünmeme karþýn, bu sorulara mantýklý bir cevap bulamýyordum. Golü ikinci plana atýp, kendimi fazla göstermeden takýmda tutunmak, kalýcý olmak istiyordum. Oyuncu defansta oynuyordu, hiç gol atmýyordu, fakat amatör küme maçlarýnda sahaya çýkýp takýmdaki yerini alacaktý. “

Aradan günler, haftalar geçmiþ ve amatör küme maçlarý baþlamýþtý. Maç olduðu günler Ayka takýmda oynama umuduyla bir o sahaya, bir bu sahaya koþtu, durdu. Her maç öncesinde takým kadrosu okunduktan sonra gizlice ortadan kayboluyordu. Sanki takýmýn maçýný seyretse daha mý iyi olacaktý? Yenilip duruyorlardý iþte. Belki de Ayka’nýn  lisansý çýkmadýðý için kadroya alamýyorlardý. Ayka evraklarý vereli dört ay olmuþtu. Baþkasýnýn lisansý iki ay içinde çýkýyordu da Ayka’nýn lisansý dört aydýr niye çýkmýyordu? Ýdareci baþvuruyu yapmýþ mýydý? Bu hiçbir zaman öðrenilemedi. Eðer lisans çýktýysa Ayka’ya haber vermek gerekmez miydi? Haber vermesen bile alýn iþte Ayka’yý kadroya, çýksýn sahaya oynasýn futbolunu, takýma güç katsýn. Koy Ayka’yý defansa defansýný saðlamlaþtýr. Maçta gol atamýyordu zaten takým, bari gol de yemezsin, berabere kalýr, bir puaný kaparsýn. Bu da aklýna gelmiyorsa senin idarecilikte iþin ne?

Mudanya’ya maça gidilmiþti. Saha çamur içindeydi. Saha kenarýndaki karlar henüz erimemiþti. Maç iptal edildi. Ýþte o günden sonra Ayka bu takýmýn ne maçýna, ne antrenmanýna gitti. Maçlarda oynama ümidi çoktan sönmüþtü zaten. Deymezdi bir bakýma bunca üzüntüye, kahrolma derecesine varan üzüntüye. Yeniden bir takýmda futbol oynamaya teþebbüs etmek yeni  sýkýntýlara, üzüntülere kucak açmak demekti. Ayka yorulmuþtu, bitmiþti. Bir zamanlar futbolcu olmak onun en büyük idealiydi. Genç Ayka yine güçlüydü, ideal yine vardý, fakat ideale ulaþmak için önüne çýkarýlan engeller tükenmek bilmiyordu. Her defasýnda bir sonraki engeli aþmak çok daha zor oluyordu. Öyle bir an geliyordu ki, kendi kendine yabancýlaþýyordun. Çaresizlik sonsuz düþ kýrýklýklarýna yol açýyordu. Kýrýlan düþ, kýrýla yapýþtýrýla, düþlükten çýkýyor, düþ yabancýlaþýyordu. Sen hem kendi kendine yabancýlaþtýn, hem de düþün sana yabancýlaþtý, bu tarafta, ideal istesen de istemesen de sana yabancýlaþýr.


SON


28
Edebiyat / Sepetçi Ýle Zengin Adam
« Son İleti Gönderen: Hüseyin102 Aralık 24, 2016, 11:03:45 öö »



Vaktiyle bir ülkenin bir þehrinde bir sepetçi adam yaþýyormuþ. Bu sepetçi sabahtan akþama kadar dükkânýnda sepet yapmakla uðraþýrmýþ. Ýþine saygý duyar, en ucuza satacaðý sepetleri bile büyük bir özenle hazýrlarmýþ. Bundan dolayý yaptýðý sepetler çok saðlam ve dayanýklý olurmuþ. Baþka þehirlerden, kasabalardan, köylerden onun yaptýðý sepetleri almak için dükkânýna gelenler bile varmýþ. Bu sepetçi yalnýz salý günleri dükkânýnda bulunmazmýþ, çünkü salý günleri o þehirde pazar yeri kurulurmuþ ve sepetçi pazarda sergi kurar, sepet satarmýþ.
 
Bir gün sepetçi dükkânýna çok zengin bir adam gelmiþ. Zengin adam sepetçiden iþlemeli, süslemeli, rengârenk boyalý, dünyada bir eþi ve benzeri yapýlamayacak güzellikte üç tane sepeti üç ay içinde yapmasýný istemiþ. Sepetçi ise, istenen özelikleri taþýyan üç sepeti üç ay içinde tamamlayabileceðini, fakat bunun için üç yüz altýn istediðini söylemiþ. Zengin adam istediði parayý fazla bulduðunu söyleyince sepetçi:
 
“ Aslýnda üç yüz altýný emeðimin karþýlýðý olarak istiyorum. Daha sýrada birçok sipariþ var, bunlarý ertelemem lazým. Ayrýca yeni sipariþler gelebilir. Bu üç ay içinde pazara çýkmamam gerekir. Siz de takdir edersiniz, pazara çýkmamak kazancýmýn önemli bir kýsmýný kaybetmeme neden olacaktýr “ deyince zengin adam sepetçiye hak vermiþ ve ücretin yarýsýný peþin ödemiþ. Sepetleri alýrken kalan yüz elli altýný ödeyeceðini söyleyip gitmiþ. Sepetçi gündüzlerine gecelerini de katarak uðraþmýþ, göz nuru dökmüþ. Saðlam ve incecik sazlarý birbirinin üstüne örmüþ. Bunlarýn üzerlerini resimlerle, boyalarla süslemiþ. Bu arada neden pazara çýkmadýðýný soranlara durumu anlatmýþ. Sipariþ için gelenlere de sürenin sonunda tekrar uðramalarýný söylemiþ.
 
Sonunda, üç aylýk süre dolmuþ. Sepetçi, zengin adamýn geleceði günden bir önceki gün sepetlerin yapýmýný tamamlamýþ. Ýkindi vaktine doðru kahveye çay içmeye gitmiþ. Kahvede zengin adamýn sabaha karþý öldüðünü öðrenmiþ. Ýyiliksever, dürüst bir tüccar olarak tanýnýyormuþ. Sepetçi onun nerede oturduðunu öðrendikten sonra üzgün bir þekilde dükkânýna geri dönmüþ. Yarýn olmuþ, öbür gün olmuþ, aradan bir hafta geçmiþ. Sepetleri arayan soran olmamýþ. Bu arada sepetçi eskisi gibi sepet yapmaya, pazara çýkmaya baþlamýþ, ama dükkânýnýn bir köþesinde duran üç sepeti gördükçe sepetçiyi bir düþüncedir alýp gidiyormuþ.
 
“ Sepetleri adamýn evine götürsem karýsý, oðlu, kýzý vardýr, yüz elli altýn ödeyip alýverirler belki. Sepetleri biraz ucuza baþkalarýna satmaya kalksam, gelirlerse bu dükkana, sepetçi, bizim üç sepet hani? Bak bu torbada yüz elli altýn var. Ver sepetleri al paraný derlerse, ben ne yaparým? “ Bakmýþ bu böyle olmayacak bir sabah sepetleri bir çuvala koymuþ, zengin adamýn konaðýna gitmiþ. Sepetçiyi konakta zengin adamýn üç oðlu karþýlamýþ ve olanlarý öðrenince çok þaþýrmýþlar. Gençler, babalarýnýn iþlerine yardýmcý olduklarýný ve onun kendilerinden gizli saklýsýnýn bulunamayacaðýný, sepetlerin gerçekten güzel olduðunu, fakat yüz elli altýn verip bunlarý almalarýnýn mümkün olmadýðýný, babalarýnýn sepetleri üç yüz altýna alýp da ne yapacaðýný bilmediklerini söylemiþler. Bunun üzerine sepetçi sepetlerini alarak dükkânýna dönmüþ.
 
Aradan günler, haftalar, aylar geçmiþ. Bu zaman zarfýnda üç sepetin hikâyesini duyan pek çok kiþi sepetçinin dükkânýna gelip sepetleri görmüþ ve çok beðenmiþ. Sepetçi üç sepet için yüz elli altýn istediðinden kimse sepetleri almaya yanaþmamýþ. Bir gün o ülkenin padiþahý ününü duyduðu üç sepeti görmeye gelmiþ. Sepetlerin güzelliðine hayran kalan padiþah yüz elli altýn ödeyip sepetleri almýþ. Zamanla üç sepetin ünü dünyanýn birçok ülkesine yayýlmýþ. Ýmparatorlar, krallar, prensler.. Padiþahtan üç sepeti alabilmek için yarýþ içine girmiþler. Sepetçi bir kralýn padiþaha üç sepet için on bin altýn teklif ettiðini duyunca hayretler içinde kalmýþ. Sepetçi yapmýþ olduðu sepetlerin bu derece ünleneceðini ve bu kadar pahaya çýkacaðýný beklemiyormuþ. Bu durumun nedeninin sepetlerin çok güzel olmasýnýn yaný sýra onlarýn meydana geliþ hikâyesindeki deðiþik þartlarýn ve zengin adamýn üç sepeti neden yaptýrmak istediði sorusunun bir türlü cevaplandýrýlamamasýnýn etkili olduðunu biliyormuþ.
 
Günlerden bir gün zengin adam sepetçinin rüyasýna girmiþ ve üç sepeti, üç oðluna hediye olarak yaptýrdýðýný söylemiþ. "Oðullarým evlenirken, sepetleri altýnla doldurup düðün hediyesi olarak verecektim." demiþ.
 
Sepetçinin, caným efendim, tanesi yüz altýna özel sepet yaptýracaðýnýza, benim dükkandaki beþ altýnlýk güzel sepetlerden neden almadýnýz, sorusuna zengin adam þu cevabý vermiþ:
 
" Zenginliðim fark edilsin, herkes tarafýndan bilinsin istedim. Ben altýnlarý normal bir sepete koysaydým zenginliðimin ne kýymeti kalýrdý? Altýnlarýn konacaðý sepetler de altýn gibi kýymetli olmalýydý."

29
Edebiyat / Horozun Fendi Tilkiyi Yendi
« Son İleti Gönderen: Hüseyin102 Aralık 24, 2016, 11:01:42 öö »

Tilki, birkaç gündür çiftliðin etrafýnda fýrýldak gibi dönüyordu. Bakýþlarýndaki bütün dikkat çiftlik evinin yan tarafýndaki tavuk kümesinde toplanmýþtý. “ Ah “ diyordu, “ Ah, þu semiz tavuklardan birisini, ikisini yakalasaydým da çýtýr çýtýr yiyiverseydim, ne olurdu sanki? Karným doyardý, sonra da güzel bir uyku çeker yarýna kadar yiyecek derdim olmazdý ” diye düþünürken çiftlik sahibinin kümesin önündeki kuyudan su çekmeye gittiðini gördü. Kaþlarýný çattý. Yüksek sesle:

“ Fakat bunlar rahat býrakmazlar ki, adam, karýsý, oðlu, kýzý sabah gün doðarken kalkarlar, bütün gün çiftliðin avlusunda oraya buraya koþuþtururlar. Ne zamana kadar? Ta akþam oluncaya kadar. Peki akþam olunca bunlar yatar uyurlar da meydan bana mý kalýr? Yooo…Gecelerin hakimi Popsi’dir. Benim gibi üç tanesini bir araya getirsen ancak bir Popsi eder. Ýriyarý, kalýplý bir köpektir kendisi. Geceleri hiç ayrýlmaz kümesin önünden. Bazý geceler yere yatar, uyur gibi yapar. Bilirim ben onun iki gözü açýk uyuyanlardan olduðunu. Geceleri deðil kümese girmek, çiftliðin avlusuna adým atmayý kendi kendime teklif bile edemedim “ diyerek sitem etti.

Ertesi gün tilki sevinçten neredeyse kanatlanýp uçacaktý. Çiftlik sahipleri öðle vaktine doðru temiz elbiselerini giymiþler, arabalarýna binip þehre misafirliðe gitmiþlerdi. Belli ki birkaç günden önce dönmeyeceklerdi. Ýkindi zamaný olmuþtu. Popsi sýcak havanýn etkisiyle gevþemeye baþladý. Zaten bütün gece uyumamýþtý. Göz kapaklarý aðýrlaþmýþtý. Gezerken dalýyordu. Birkaç kere neredeyse yere düþecekti. Sonunda dayanamadý, gitti kulübesinde uyumaya baþladý.

Tilki Popsi’nin haline için için güldü. Sessizce çiftliðin avlusuna süzüldü.Kümesin yanýna sokuldu. Ýçeride tavuklar yem yiyorlardý. Kapýnýn sürgüsünü çekti. En yakýnýnda duran tavuðu kaptýðýyla, kümesin kapýsýný kapatýp ormana doðru kaçmasý bir oldu. Kümeste bulunanlardan hiçbirisi bu durumun farkýna varmadý. Tilki geceyi ormandaki bir aðaç kovuðunda geçirdi. Ertesi gün yine ikindi vakitleri Popsi kulübesinde uyurken kümese geldi. Ayný þekilde kapýnýn sürgüsünü çekti, en yakýnýnda duran tavuklardan birini yakaladý, kapýyý kapatýp ormana doðru koþarak uzaklaþtý.

Kümeste bir horoz vardý. Adý “ Kýrmýzý “ idi. Geriye kalanlarýn hepsi tavuktu. Tilki kümese dadanmadan önce on dört tane tavuk vardý. Kýrmýzý o sýrada kümesin köþesinde tahtadan yapýlmýþ tünekte oturmuþ, pencereden dýþarýsýný seyrediyordu. Tilkinin kümese girip tavuklardan birini kapýp götürmesine film seyreder gibi bakakaldý. Kendisini çarçabuk toparladý. Aniden tünek penceresinden kümesin ortasýna doðru uçtu. Avazý çýktýðý kadar “ ü-ü-rüü-üüüü “ diyerek ötmeye baþladý. Amacý, Popsi’yi uyandýrýp tilkiyi yakalamasýný saðlamaktý. Belki tilkinin götürdüðü tavuk kurtarýlabilirdi. Hemen durumu kümesteki tavuklara anlatýp, tavuklarýn “gýt gýt gýdak, gýt gýt gýdak” diye baðýrmalarýný saðladý. Aradan dakikalar geçtiði halde Popsi yardýma koþmadý.

Saatler sonra Popsi uyandý.Aðýr aðýr gerindi.Kulübesinden dýþarý çýktý. Hava kararmaya baþlamýþtý, akþam oluyordu. “ Ne güzel uyumuþum!..Þöyle bir çýkýp dolaþayým “ dedi kendi kendine. Tam kümesin önünden geçerken duyduðu sesle irkildi. Birisi onu çaðýrýyordu. Kümese doðru yaklaþtý. Seslenen horoz Kýrmýzý idi:

“ Popsi nerelerdesin? Sen gündüz uyurken tilki geldi. Kümesin kapýsýný açýp bir tavuk kaptý, kapýyý kapatýp kaçtý. Seni uyandýrmak için hepimiz baðýrdýk. Fakat sen koþup gelmedin. Ayrýca bir tavuk daha kayýp. Çiftlik sahiplerinin gitmelerini fýrsat bildi bu tilki, iki günde iki tavuk çaldý. “

Popsi kulaklarýna inanamadý. Tilkinin kendisini önemsememesi canýný sýkmýþtý. Gözlerini iri iri açarak: “ Vay be..Bu ne cesaret..O tilkiyi bir yakalarsam dünyasýný karartýrým..Ne sanýyor ya bu tilki kendisini “ diye baðýrdý.

Kýrmýzý, Popsi’ye susmasýný iþaret ederek: “ Ýþ iþten geçtikten sonra sinirlenmenin ne anlamý var? Bir plan hazýrladým. Þimdi beni iyi dinle “ dedi.

Planý dinleyen Popsi gece nöbetine devam etti. Aynen iki gündür olduðu gibi ikindi vaktine doðru ayakta uyuklamaya baþladý. Kulübesine girdi. Kapýsýný kapattý. Fakat uyumak için kulübeye girmemiþti. Plan gereði, kulübesinin arka tarafýndaki tahtalardan birinin çivilerini geceden sökmüþtü. Tahtayý yerinden alýp sessizce dýþarý çýktý. Çiftlik evinin arkasýndan öbür yandaki kümesin arkasýna geldi. Kýrmýzý ve tavuklar da bütün gece boþ durmamýþlar, kümesin köþesindeki tüneðin tahtalarýný aralayýp, Popsi’nin geçebileceði kadar bir yer açmýþlardý. Popsi buradan tüneðe girdi. Tahtalarý yine eski durumuna getirdi. Tünek kapýsýnýn arkasýnda yere yattý. Tavuklarýn hepsi tünekteydiler. Sadece Kýrmýzý kümesin ortasýnda dolaþýyordu.

Tilki Popsi’nin kulübesine girmesinden sonra bir yarým saat bekledi. Popsi’nin uyuduðuna kanaat getirdi. Çiftliðin avlusuna girdi. Kümesin önündeki kuyunun duvarý arkasýna saklandý. Etrafý dinledi. Her þey yolundaydý. Kuyunun duvarý üstünden baþýný kaldýrdý. Kümese doðru baktý. Horozdan baþka kimseyi göremedi. “ Tavuklar tünekte uyukluyorlar olsa gerek “ diye düþündü. “Yaþasýn! Bugün de horoz eti yiyeceðim “ dedi kendi kendine. Bulunduðu yerden ayrýldý. Parmaklarýnýn ucuna basarak kümese doðru yaklaþtý.

Kýrmýzý tilkiyi kuyunun arkasýna saklanýrken görmüþ ve Popsi’yi haberdar etmiþti. Sanki hiçbir þeyden haberi yokmuþ gibi kafasý yerde yem yiyor gözüküyordu. Aslýnda tilkiyi göz hapsine almýþ, tilkinin her hareketini kontrol ediyordu. Tilki kümes kapýsýnýn sürgüsünü çekti. Hýzla kýrmýzýnýn üstüne yürüdü. Tam kýrmýzýyý tutmak için eðildiði anda sað gözünde bir þimþek çaktý. Kýrmýzýnýn tek ayaðý üstünde dönerek vurduðu kanat tokadý tilkinin gözüne gelmiþti. Tilki neye uðradýðýný þaþýrdý. Bu sýrada Popsi saklandýðý yerden yay gibi boþandý. Kümesin kapýsýný kapattý. Kapýya kilidi taktý.Anahtarý kümesten dýþarýya attý.Kendisi için hiçbir kaçýþ yolu kalmayan tilki gerilemeye baþladý. Yalvarmak faydasýzdý. Kendini savunmaya karar verdi. Popsi ile tilki hýrsla birbirlerine girdiler. Popsi tilkiye göre, çok iriydi ve çok güçlüydü. Sonunda tilki Popsi’nin vurduðu yumruklarla pestile döndü. Yere yýðýldý, kendinden geçti. Popsi’nin tekrar tilkinin üstüne atýlmaya hazýrlandýðýný gören Kýrmýzý Popsi’nin önüne geçti:

“ Dur bakalým!. Bu kadar ders ona yeter. Kümese girdiðin yerden dýþarýya çýk, anahtarý bul, kapýyý aç. Yaptýðým planýn dýþýna çýkmamak gerek. “

Daha sonra Kýrmýzý ile Popsi, tilkiyi götürüp ormana býraktýlar. Tilki ancak iki gün sonra gece yarýsý kendine gelebildi.Yüzü,gözü çürük içindeydi. Her yaný aðrýyordu, arka ayaklarý tutmuyordu. “ Ölmemiþim buna da þükür “ dedi içinden. Tilki vücudunda saðlam kalan ne varsa hepsini toplayýp sürüklenerek ormanýn içlerine doðru uzaklaþtý, karanlýklarda kayboldu.
30
Edebiyat / Lolita
« Son İleti Gönderen: Hüseyin102 Aralık 24, 2016, 11:00:22 öö »

Saraydaki çamaþýrhanede çalýþan çamaþýrcý kadýnýn genç ve güzel bir kýzý vardý. Bu kýzýn adý Lolita idi. Lolita annesinin yanýnda çalýþýyor, günlerini çamaþýr yýkamakla geçiriyordu. Boþ zamanlarýnda çamaþýrhanenin penceresinden sarayýn bahçesini seyreden Lolita, kralýn kýzlarý olan üç prensesi ve kralýn oðlu prensi bahçede gördüðünde, onlara hayranlýk dolu bakýþlarla bakmaktan kendini alamýyordu. Prensesler ne kadar güzel elbiseler giyiyorlardý. Her gün bir baþka elbise ve her elbisenin modeli deðiþik. Prensin ise, yakýþýklýlýkta üstüne yoktu. Lolita da bir prenses olmayý istiyordu, ama her an bunu düþünmesine karþýn þimdiye kadar kendisini bir prenses olarak görmek rüyasýnda bile mümkün olmamýþtý.

Komþu ülkelerden birinin genç kralý,bu ülkeye yaptýðý bir ziyaret sýrasýnda onuruna düzenlenen ziyafette görüp beðendiði ve dans ettiði en büyük prensese, kendisiyle evlenmek istediðini söyleyince prenses, bu teklifi reddedemeyeceðini bildirdi ve babasýyla durumu görüþmesini rica etti. Bu görüþme olumlu sonuçlanýnca sarayda yapýlan niþan töreninde iki gencin niþan yüzükleri takýldý ve genç kral ülkesine geri döndü. Aradan bir ay geçmeden prensesin niþan yüzüðünü kaybettiði haberi duyuldu. Sarayda bulunanlar aradýlar taradýlar, köþe bucaða baktýlar, çýktýlar, sarayýn bahçesini didik didik ettiler, fakat ne çare, günlerce süren bu arayýþ bir türlü sonuçlanamýyor, niþan yüzüðü bir türlü bulunamýyordu. Niþan yüzüðü sýr olup uçmuþtu sanki.

Niþan yüzüðünün kaybolduðu gün prenses için her günkü gibi olaðan bir gündü. Sabah erkenden kalkmýþ, iki kýz kardeþiyle birlikte saray bahçesinde gezinti yapmýþ, daha sonra bir banyo almýþ ve sabah kahvaltýsý için yemek salonuna geçmiþti. Ýþte prenses bu kahvaltý sýrasýnda niþan yüzüðünün parmaðýnda olmadýðýný fark etmiþti. Acaba niþan yüzüðü elbisesinin ceplerinde olabilir miydi? Olabilirdi. Etrafýndakilere hissettirmeden sað ve sol cebini kontrol eden prenses niþan yüzüðünün ceplerinde olmadýðýný görünce telaþa kapýlmamýþ ve herhalde yüzüðü odamda unuttum diye düþünerek kahvaltýnýn sona ermesini beklemiþti. Kahvaltýdan sonra acele olarak odasýna çýkan prenses çok aramasýna karþýn, yüzüðü bulamayýnca durumu kabul etmek zorunda kalmýþ ve krala giderek yüzüðün kaybolduðunu söylemiþti.

Çamaþýrcý kýz Lolita aradan günler geçmesine karþýn yüzüðün bulunamamasýna üzülüyordu. Her geçen gün üzüntüsü biraz daha artýyordu, çünkü düðün günü giderek yaklaþýyordu. Güzel prensesin niþanlýsý genç kral geldiðinde müstakbel eþinin parmaðýnda niþan yüzüðünün olmadýðýný görünce ne olacaktý? Ya bir de genç kral bunu hakaret olarak kabul eder de evlenmekten vazgeçerse…koca bir ülkenin itibarý on paralýk olmaz mýydý? “ Ah, keþke yüzük bulunuverse de iki genç evlenip mesut olsalar “ diye düþündü Lolita. “ Sarayda yapýlacak düðüne katýlmak benim hayallerimin bile ötesinde ama sevgili prensesi düðünün ertesi günü saray bahçesinden geçerken gelinliðiyle bir defa görürüm ya bu da bana yeter. “

Bir gün Lolita çamaþýrhanedeki odasýnda saraydan gelen elbiseler arasýndan kendisine uygun bir elbise seçmekle meþguldü. Seçeceði elbisenin bazý yerlerini söküp, bazý yerlerinde deðiþiklikler yaparak giyebileceði biçimde tekrar dikecekti. Prenseslerin bir gün giyip bir daha giymedikleri yepyeni elbiseleri gözden geçirirken, elbiselerden birinin astarý içinde küçük, yuvarlak bir cisim eline temas etti. Lolita hemen elbisenin astarýný söktü. Astardan çýkan þeye dikkatlice baktýðýnda bunun bir yüzük olduðunu gördü. Acaba bu prensesin kayýp yüzüðü olabilir miydi? Tabii ya neden olmasýndý; prenses yüzüðü kaybettiði gün belki on defa üstündeki bu beyaz elbiseyle sarayýn bahçesine çýkýp yüzüðü aramýþtý. Elbisenin bir cebi delikti zaten. Lolita sevinç içinde odasýndan çýktý ve hýzlý adýmlarla saraya doðru yürüdü.

Niþan yüzüðünün bulunmasýyla birlikte herkesin yüzü gülmeye baþladý. En çok yüzü gülenlerden biri olan Lolita, kralýn düðüne katýlabileceðini söylemesi üzerine tarifsiz bir heyecana kapýldý ve çok mutlu oldu. Sarayda yapýlan düðün törenine özel olarak hazýrlanmýþ elbiseyle katýlan Lolita güzelliðiyle göz kamaþtýrýyordu. Prens Lolita’nýn yanýndan ayrýlmýyor, onu dansa kaldýrýyor, övgü dolu sözler söylüyordu. Davetliler ise prens ile Lolita’nýn birbirlerine çok yakýþtýklarýný konuþuyorlardý. Ertesi gün genç kral eþi ile birlikte ülkesine gittikten sonra, davetliler de birer ikiþer ülkelerine geri döndüler. Tabii ki Lolita da çamaþýrhaneye geri döndü. Aradan birkaç ay geçmiþti ki annesi Lolita’nýn yanýna gelerek saray bahçývanýnýn onu oðluna istediðini söyledi. Lolita annesi ile bir süre konuþtuktan sonra bahçývanýn oðluyla evlenmeye razý oldu. Lolita ile bahçývanýn oðlu çamaþýrhanede yapýlan mütevazi bir düðünle evlendiler ve mutlu da oldular.

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10