Aralık 13, 2018, 19:10:22 ös

Gönderen Konu: Titrek Tavþan  (Okunma sayısı 741 defa)

Çevrimdışı Hüseyin102

  • İleti: 48
  • Karma: 3
    • Profili Görüntüle
Titrek Tavþan
« : Şubat 03, 2018, 18:31:12 ös »

Ormanda her gün kurulmakta olan tavþanlar pazarý, havanýn kararmasýyla birlikte, daðýlýyordu. Sergisini toplayan tavþan pazar yerini terk edip gidiyordu. Vakit geç olup da pazar yerinde tavþan kalmayýnca bir tavþan pazara gelirdi. Sýrtýnda boþ çuvalýyla ve bu boþ çuval tezgâh altlarýnda kalmýþ, kýyýya köþeye atýlmýþ, satýlmamýþ havuçlarla ve bazý yiyeceklerle dolacaktý. Daima gölgelerden, acaba bir gören olur mu korkusuyla, yorgun ve titrek adýmlarla. Ýþte, bu tavþan yoksul, yetim, garip bir tavþandý. Adý Titrek Tavþan’dý. O, böylesine bir düþkünlük içinde olmanýn çýkar yol olmadýðýný biliyordu. Fakat çaresizdi. Bir yuvasý vardý, bu yuvada iki de oda. Bu odalardan birinde çok sevdiði Pembe Tavþan ve iki yavrusuyla birlikte kalýyordu. Diðer odada ise havuç yetiþtiriyordu. Artýk ne kadar havuç yetiþtirebilir bunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Havuçlar olgunlaþýnca Titrek Tavþan bunlarý satacak ve ailesinin ihtiyaçlarýný karþýlamaya çalýþacaktý.

Bir gün Titrek Tavþan, ormanýn karþýsýndaki tepeye doðru yürüyüþe çýkmýþtý. Tepenin gerisinde deniz görünüyordu. Sahil yakýndaydý. Birden kumlarýn üzerinde bir martý dikkatini çekti. Bu martý, kanadý kýrýk, yaralý bir martýydý. Uçamýyordu. Oldukça zor durumdaydý, çünkü çevresi sekiz tane yengeç tarafýndan kuþatýlmýþtý. Kanadý kýrýk, yaralý martý, yengeçlerle amansýz bir ölüm kalým savaþýna girmiþti. Kurtulmak için ileri atýldýkça önü bir yengeç tarafýndan kesiliyor ve yengeç korkunç kýskacýyla martýyý yakalamak istiyor, fakat martý, canhýraþ feryatlarla karþý koyuyor, gitgide tükenmekte olan gücüyle hayatýný savunuyordu.

Titrek Tavþan, bu durumu görmezden gelemezdi. Tüm cesaretini toplayýp martýnýn yardýmýna koþtu. Yengeçler daha ne olduðunun farkýna varamadan, martýyý kucaðýna aldýðý gibi bir keklik gibi sekerek onlarýn aralarýndan sýyrýldý. Hýzla koþarak olayý ilk gördüðü tepeye çýkan Titrek Tavþan kucaðýndaki martýnýn bayýlmýþ olduðunu fark edince, onun iyi bir bakýcýya ihtiyacý olduðunu düþünerek balýkçý Ziya Kaptan’ýn yaþadýðý deniz kýyýsýndaki kulübeye geldi. Martýyý Ziya Kaptan’a teslim eden Titrek Tavþan yuvasýna geri döndü.

Aradan bir ay geçti. Geçen zamanla birlikte havuçlar olgunlaþmýþtý. Titrek Tavþan havuçlarý pazarda sattý. Kendine, Pembe Tavþan’a ve yavrularýna elbise aldý. Ne zamandýr hep ayný elbiseleri giymekten býkmýþtý, rengi solmuþ, yamalý elbiseleri. Yoksulluk ömür boyu mu sürecekti? Hep böyle yoksul mu kalacaklardý? Yoksulluðun bir çaresi yok muydu? Eðer varsa bu çare neydi? Hani Titrek Tavþan yuvasýnýn bir odasýnda havuç yetiþtiriyordu ya þimdi o odada havuç kalmamýþtý, çünkü havuçlar satýlmýþtý. Titrek Tavþan buradaki topraðý þöyle bir alt-üst etti. Havuç tohumu attý. Suladý. Artýk iþ zamana kalmýþtý. Nasýlsa zaman geçecekti. Elbet bir gün gelir bu havuçlar da olgunlaþýrdý.

Titrek Tavþan bir sabah havuç yetiþtirdiði odaya girince hayretler içinde kaldý. Gördüklerine inanamýyordu. Topraðýn üstündeki olgun havuç yapraðýydý. Ama nasýl olurdu daha tohum atalý on gün bile olmamýþtý. Bu kadar kýsa sürede havuç yetiþmesi olanaksýzdý. Yaprak olgunlaþmýþtý tamam da bakalým topraðýn içinde havuç var mýydý? Orayý eþeledi, burayý eþeledi. Aldý havucun birini diþledi, aldý bir baþka havucu daha diþledi, tuttu bu iki havucu yedi, bitirdi. Enfesti havuçlar, tatlýydý. Titrek Tavþan bu havuçlarý da pazarda sattý. Memnundu yuvasýna dönerken, çünkü iyi kazanmýþtý. Daha sonraki günler de birbirinin týpatýp benzeri þekilde geçti. Titrek Tavþan havuçlarý pazarda satýyor, ertesi gün yine oda havuç dolu oluyordu.

Bir akþamüstü Titrek Tavþan’ýn kafasý bu konuya takýldý. Nasýl oluyordu da tohum atmadýðý halde toprakta havuç bitiyordu ve bu havuçlar bir gecede olgunlaþýyordu? Bu sorularýn bir açýklamasý olmalýydý ve ne oluyorsa gece oluyordu. Demek ki, geceleri bir þeyler dönüyordu havuç yetiþtirdiði odada. Titrek Tavþan hemen kararýný verdi. O gece odada sabaha kadar bekleyecek ve ne olup bittiðini anlayacaktý. Akþam yemeðini yedikten sonra havuç yetiþtirdiði odaya geçti. Kapýyý kapadý. Kapýnýn yan tarafýna koyduðu sandýðýn içine girdi. Sandýðýn tahtalarý arasýndaki deliklerden odanýn her tarafý rahatça görünüyordu. Titrek Tavþan dikkatini tam karþýdaki pencereye verdi. Yerden oldukça yüksekte olan bu küçük pencere odanýn havalandýrýlmasý için kullanýlýyordu.

Vakit gece yarýsý olmuþtu. Aniden dýþarýdan kanat sesleri duyuldu. Bir martý pencereden odaya girdi. Ayaklarýnýn arasýnda küçük bir torba vardý. Martý bu torbadaki havuç tohumlarýný topraða serpiþtirdi. Ýþini bitirdikten sonra pencereden uçup gitti. Zamana karþý þartlandýrýlmýþ tohumlarý toprak hemen kabul edecek ve her geçecek bir saatte bu tohumlar on gün geçirmiþ olacaktý. Titrek Tavþan vefakâr martýyý hemen tanýdý. Bu martý birkaç ay önce yengeçlerin parçalamak istedikleri kanadý kýrýk, yaralý martýydý. Demek ki, Ziya Kaptan yaralý martýyý iyileþtirmiþ ve kurtarýcýsýnýn kim olduðunu söylemiþti. Martýnýn Titrek Tavþan’a can borcu vardý ve bu borcunu cana can katarak ödüyordu.

Titrek Tavþan birkaç gün sonra bir kamyonet satýn aldý ve yetiþtirdiði havuçlarý bu kamyonetle pazara götürmeye baþladý. Ýki yavrusu da zamanla büyümüþler, genç birer tavþan olmuþlardý. Onlar da babalarý Titrek Tavþan’la birlikte pazara gidiyorlardý. Titrek Tavþan yol boyunca þu þarkýyý söylüyordu:

“ Benim adým Titrek Tavþan
Ben pazarda havuç satarým
Ýþte yanýmda þimdi yavrularým
Ben onlarla gurur duyarým
Her gün pazara gideriz biz
Tavþanlara havuç satarýz..”

Bazý günler kamyonetin peþi sýra bir martýyý uçarken görüyordu ve yavaþlýyordu. Az sonra kamyonetle martý bir hizaya geliyor ve martý ile Titrek Tavþan selamlaþýyordu. Daha sonra martý hýzýný arttýrýyor ve ileri doðru uçup gidiyordu. Titrek Tavþan ile martý böyle uzaktan uzaða bir birlikteliði uzun süre sürdürdüler. Fakat bir kez olsun bir araya gelip konuþamadýlar. Bunun nedenini biz bilemeyiz. Belki de böylesi daha iyi oluyordu. Onlar gönüllerince mutluydular, huzur doluydular. Onlarýn mutluluðunu engellemek bize yakýþýk almaz.


SON