Aralık 13, 2018, 19:09:31 ös

Gönderen Konu: Atatürk'ün Okul Anýlarý  (Okunma sayısı 1140 defa)

Çevrimdışı Hüseyin102

  • İleti: 48
  • Karma: 3
    • Profili Görüntüle
Atatürk'ün Okul Anýlarý
« : Ekim 05, 2017, 18:03:06 ös »

DÜNYA ASKERÝ LÝSELER ÞAMPÝYONU

Mustafa Kemal, Þemsi Efendi Okulu 4. sýnýfa giderken koþuda Selanik Þampiyonu olmuþtu. Selanik Askeri Rüþtiyesi ve Manastýr Askeri Ýdadisi'ne giderken koþuyu býrakmadý. Arkadaþlarýyla her gün antrenman yapardý. Özellikle Manastýr Askeri Ýdadisi'nde ( þimdiki askeri lise) 1 mil ( 1.609 metre ) koþusunda okulun yýldýzýydý. Yarýþ baþlar baþlamaz öne geçer ve yarýþý önde götürürdü. 1 mil koþusunda geçildiði görülmemiþti. Askeri liseler arasýndaki koþu yarýþýnda Mustafa Kemal ülke þampiyonu olmuþtu. Ayný yýl Manastýr'da düzenlenen dünya askeri liseler þampiyonasýnda 1 milde birinci olarak dünya þampiyonu olmuþ ve altýn madalya kazanmýþtý.



MUSTAFA KEMAL ATATÜRK: BÝR KILIÇ USTASI

Harp Akademisi'nde derslerden arta kalan zamanlarda sporla uðraþýrdýk. Jimnastik, koþu ve eskrim favori sporlardý. Eskrimde ilk yýl hariç, epe, flöre ve kýlýç müsabakalarýnda birinciliði kimseye kaptýrmadým. Okulda her ay eskrim müsabakalarý düzenlenirdi. Bu müsabakalarda birinci olmak için, yoðun çaba sarf ederdik. Devletimiz savaþlardan fýrsat bulup da uluslararasý yarýþmalara katýlamýyordu.

Almanlarýn flörede Dünya Þampiyonu olmuþ sporcusu Hans'a benim adýmý söylemiþler. Ýstanbul Harp Akademisi'nde Mustafa Kemal Bey var. Acar bir eskrimciymiþ. Üç dalda þampiyonmuþ. Sen onu yenemezsin, demiþler. Geldi, beni buldu. Flörede karþýlaþtýk. Alman çok hýzlýydý. Karþýmdayken bir anda içeri giriyor, bana kýlýcýyla dokunmaya çalýþýyor fakat ben ani bir refleksle hamlesini karþýladýðýmda benim hamle yapmama fýrsat býrakmadan geri çekiliyordu. Bir an için bile olsa gözümü kýrpmama izin vermiyordu. Alman'ýn bileðinin hakkýyla Dünya Þampiyonu olduðuna kaniydim. Ama ben de þu son Dünya Þampiyonasý'na katýlabilseydim, belki bu Alman'la finalde karþýlaþýrdým. Kendi kendime, final maçý bu, dedim. Haydi, Mustafa Kemal, sen onu yenersin, dedim.

Alman'ýn rakiplerini müsabaka baþlar baþlamaz, ilk dakikada sürklase ettiðini biliyordum ama benim de dirençli ve yenilgi kabul etmez bir yapým vardýr. Devamlý olarak Almanca bir þeyler söylüyordu. Anladýðým kadarýyla, söyledikleri beni tehdit eden bir boyuta ulaþmýþtý. Ben de çok iyi bildiðim Fransýzcayla tehditvari konuþunca Alman'ýn hareketlerinin yavaþladýðýný fark ettim. Belli ki yorulmaya baþlamýþtý. Yine Fransýzca olarak, bak ben Türküm, ama önümde diz çökeceksin, dedim. Bu cümle Alman'ý bitiren son konuþma oldu. Peþ peþe sayý alarak Alman'ý periþan ettim.

Ben Dünya Þampiyonuyum, bu gezegende kimse karþýmda duramaz, diyen Alman yenilmiþti. Benimle tokalaþmadan, baþý önde sahadan yenik ayrýldý. Sonradan ilk gemiyle memleketine döndüðünü öðrendim. Ýntihar teþebbüsünde bulunmuþ ama kurtarmýþlar.




YÜZBAÞI MUSTAFA KEMAL VE KURTLAR

11 – Ocak – 1905 yýlýnda Mustafa Kemal, Harp Akademisini bitirerek Kurmay Yüzbaþý oldu. 24 yaþýndaydý. Önce Selanik’e annesi ve kýz kardeþinin yanýna daha sonra da dayýsýnýn çiftliðine gitti. Çiftlikte iki gün kalacaktý.

Mustafa Kemal o gece güzel bir uyku çekti ve sabah karla uyandý. Her taraf beyaza boyanmýþtý. Kahvaltýdan sonra dayýsýna, çevrede gezintiye çýkmak ve çocukluðunda günlerini geçirdiði bakla tarlasýna uðramak istediðini söyleyerek dýþarý çýktý. Hava oldukça soðuktu. Ellerini birbirine oðuþturduktan sonra, paltosunun yakasýný kaldýrdý. Yaðmýþ olan bir karýþ karda, güçlü adýmlarla, ileri doðru yürüdü.

Bakla tarlasý kar altýndaydý. Tarlanýn ortasýnda bulunan kulübe üstündeki aðýrlýða direniyordu. Kulübenin üstündeki karlarý temizledi. Yýllardýr buraya gelmediði için, kulübe bakýmsýz kalmýþtý. ” Dayýma söyleyip, kulübeyi onarmasýný saðlamalýyým, diye düþündü. Kim bilir bir daha ne zaman gelirim? Yoksa bu iþi dayýma havale etmezdim. ”

Mustafa Kemal ilerden kurt ulumasý duydu. Buna aldýrmadý ama ikinci bir kurt ulumasý daha duyunca irkildi. Hem bu uluma daha yakýndan geliyordu. Belli kurtlar yaklaþýyordu. Artýk çiftliðe dönemezdi çünkü kurtlar, çiftlik yolu üstündeki aðaçlýk alandaydý.

Karþý daðýn yamacýndaki maðarayý hatýrladý. Çocukken birkaç kere bu maðaraya gitmiþti. Tahminine göre, kurtlar sürü halindeydi. Sekiz, on tane kurtla açýk alanda kazanma þansýnýn az olduðu bir uðraþa girmek anlamsýz olurdu. Maðaraya doðru hýzlý adýmlarla yürümeye baþladý. Kurt ulumalarý çoðalýnca, yürümeyi býrakýp, koþmaya baþladý. Bu arada tabancasýný çekmiþ ve sað eline almýþtý. Bir aralýk arkasýna dönüp baktýðýnda peþine takýlan kurtlarýn en az on tane olduðunu gördü. ” Kurtlar, beni sabah kahvaltýsý olarak görüyorlar ama böyle olmadýðýný anlayacaklar. Hele bir maðaraya varayým. ” dedi içinden.

Maðaranýn giriþine geldiðinde kurtlarýn nefesini ensesinde hissetti. Aniden dönerek en yakýnýndaki kurda ateþ etti. Kurt yere yuvarlandý. Gürültüden korkan kurtlar kaçtýlar. Onlarýn yine geleceðini bildiði için, tabancasýný doldurdu ve sol eline aldý. Sað eliyle kýlýcýný çekti. Maðaranýn ortasýnda ayaklarýný açarak, heybetli bir þekilde durdu. Kurtlara karþý yapacaðý savaþa hazýrdý. ” Gelsinler ve ne olacaðýný görsünler, diye düþündü. Dört bir yandan etrafýmý saracak olan kurtlarý, bu savaþta yenilgiye uðratmazsam, bana da Mustafa Kemal demesinler. ”

Kurtlar, dönüp gelmiþlerdi ama nedense maðaranýn önünde bekliyor, içeri girmiyorlardý. Onlar içeri girmezseler ben dýþarý çýkarým, diyen Mustafa Kemal, aniden taarruza geçti. Bir ateþ etti, bir kurt yere düþtü. Ýki kýlýç salladý, iki kurt yere düþtü. Bozguna uðrayan kurtlar, geldikleri gibi gittiler. Mustafa Kemal her ihtimale karþý etrafýný kollayarak çiftliðe geri döndü. Birkaç dakika daha geç gelseymiþ, dayýsý ve çiftlik çalýþanlarýyla yolda karþýlaþacakmýþ. Çünkü onlar tabanca seslerini duymuþlar ve yardýma geliyorlarmýþ.


SON


Serdar Yýldýrým